Türk deniz ticaret filosu son 22 yılda alınan idari tedbirlerin ve
sektörümüzün kendi olanakları ile sağladığı yurt dışı kaynaklı finansmanların
etkisiyle ciddi büyüme göstermiştir. Ancak son 3 sene içinde filoda kayda
değer bir küçülme olduğu ise aşikardır. 1980 yılında 2.0 milyon dwt olan
filomuz, 1996′da 10.8 milyon dwt’ye düşmüş, 2002 yılı sonunda 8.6 milyon
dwt’ye gerilemiş, 2003 yılında da 2002 yılına kıyasla % 5.1′lik bir düşüşle
dünya sıralamasında 19. sıradan 20. sıraya inmiştir. Filomuz 2003 yılı ilk
dokuz ayı itibariyle, gemi satışları ve sökümler nedeni ile 7.9 milyon
dwt’ye gerilemiştir.
Son iki yıl içinde genel ekonomik daralmanın ülkemiz ekonomisinde yarattığı
olumsuz etkiler, 2003 yılında daha olumlu bir trende girmiştir. Filoda yaşanan
düşüşe rağmen dünya denizlerinde dolaşan Türk ticaret gemileri, gemi inşa,
yat inşa ve yan sanayimiz, limanlarımız, deniz kaynakları ve deniz turizmi ile
diğer kıyı işletmeleri faaliyetlerimiz, 2003 yılında da ülkemize döviz girdileriyle
katkı sağlamışlardır.
Coğrafi konum avantajımızın etkisiyle, denizcilik sektörü Türk ekonomisi için
oldukça büyük bir potansiyel olma özelliğini korumaktadır.
Dünya çapında ekonomik güç sahibi ülkelerin, gerek bu güce erişebilmeleri,
gerekse aynı gücü koruyabilmelerinde denizcilik olanaklarını kullanabilme
becerilerinin rol oynadığı bir gerçektir.
Ülkemizde, uluslararası bir faaliyet olan ve milli güç unsurlarını doğrudan
etkileyen denizciliğin öncelikli sektör olarak görülmesi gereklidir. Yaratılacak
kaynağın ülke ekonomisine önemli ölçüde potansiyel katkısı yönünden, salt bir
sektörün sorunları olarak değil daha ileri bir düzeyde ele alınmasını gerekli
kılmakta, denizciliğin henüz çözülmeyen meselelerinin bütünüyle Türkiye’nin
sorunu olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu görüşten hareketle denizcilik
sektörünü düzenlemek, teşvik etmek ve desteklemenin, kaynak yaratmak
yönünden en akılcı yaklaşım olmasının ötesinde bir zorunluluk olduğu ortaya
çıkmaktadır.